|
Monday, 06 October 2008 |
|
Hayvanlar ilginç varlıklar. Nedense insan olmayan bir varlığın canlı olmasını hep çok ilginç bulmuşumdur. Bizimle birçok ortak özelliğe sahip olan bu canlılar ne yazık ki bizimle hiçbir ortak hakka sahip değiller. En temel hak olan yaşama hakkına bile. Şimdi bana 'et yemekten vaz mı geçelim yani?' diyebilirsiniz. Tabii ki vazgeçmemize gerek yok. Hayvanların yenmek için kesilmesine karşı değilim, ama yaşama haklarını kısmen dahi olsa kullanamamalarına ve insanların onlara bir parça et gözüyle bakmasına karşıyım. Hayvanların et olmak için doğduğu bir çok yer var. Bunun en yaygın örneklerinden biri tavukhaneler. Kuluçka makinalarındaki bir yumurtadan dünyaya gelmiş, anne şefkatinden mahrum bir civciv zaten hayata 1-0 yenik başlıyor, çok kısa bir süre içerisinde büyütülüp kesiliyor. Daha uzun bir hayat süren tavuklar da var, tabi buna hayat denilebilirse. Bütün ömrü kapalı bir mekânda yumurtlamakla geçen, hareketsizlikten ayakları tutmaz olmuş zavallı yaratıklar... Bir de köy tavuğunun yumurtasından dünyaya gelmiş bahçede neşeli neşeli eşelenen civcivlerini gezdiren bir takım şanslı tavuklar vardı. Onlara da savaş açtık. Kuş gribi deyip %99 u sağlıklı olan köy tavuğu ırkına soykırım uyguladık. Böyle birşeyin insanlara yapılmasını düşünmek bile istemeyiz. Ama ne de olsa onlar insan değil, canlı ama insan değil... Bir de yemediğimiz halde eziyet ettiğimiz hayvanlar var: Atlar, kediler, köpekler... Değeri milyon dolarlarla ölçülen yarış atları sakatlandıklarında ilgi görmeleri gerekirken kurşuna dizilerek idam ediliyorlar. Bir de atları sevdiklerini iddia ederler. At sakatlananakadar gösterilen bu sevginin bir anda yok olmasına nasıl bir faktör sebep olabilir acaba. Bu faktör heralde daha kuvvetli bir sevgi olan para sevgisi. Atı para olarak görmek, tavuğu et olarak görmekten farklı olmasa gerek... Peki ne yapılabilir? Aslında yapılabilecek çok şey var. İneklerin bütün yaşamlarını dışkı kokan kapalı bir mekânda hareketsiz geçirmelerine bir son verip meralarda hayvan yetiştirmek teşvik edilebilir. Tavukhanelerin yerine tavukların doğala yakın ortamda yaşadıkları tavuk çiftlikleri kurulabilir. Sakatlanan hayvanlar emekliliklerini yaşamak üzere insanların olmadığı, hayvanların yaşamasına elverişli adalara götürülebilir. Bunun sonucunda doğal olarak hayvansal ürünlerin maliyeti yükselir, yükselsin. Ne olur ki? Daha az et yeriz ya da daha çok para veririz, bir canlının yaşamından daha mı önemli. Evet, onlar insan değil ama canlı, aynı bizim gibi... Furkan IŞIKAKDOĞAN |
|
|
Sunday, 31 August 2008 |
|
Kodlamasını az önce tamamladığım basit bir oyun "Adam Kurtarmaca". Adam asmaca oyununa iyimser bir bakış açısı... Artık kendimizi kötü hissetmeden, vicdan azabı çekmeden adam asmaca oynayabileceğiz :) Aslında oynanış olarak adam asmacadan pek farkı yok. Tek fark adam asmacada oyuncu katil,zalim,acımasız bir karakteri oynarken, adam kurtarmacada masumu kurtaran iyi adam rolünde oynuyor :) [ İndir (Sadece 19 KB) ] |
|
|
KOT: Kantin OTomasyon v1.2 |
|
Friday, 22 August 2008 |
|
Okul kantinlerinin işine yarayabilecek basit bir yazılımcık. Programın ilk hali CSE200 dersi ödeviydi, yazdığım program boşa gitmesin diye bir kaç yeni özellik ekledim ve program yazılımcıklarım arasında yerini aldı. İşte programın özellikleri: - Hesapları rasgele erişimli dosyada saklama
- Hesap ekleme - Hesap silme
- Kredi yükleme - Alışveriş (Kredi Silme)
- Hesap arama - Hesap bilgilerini görüntüleme
[ İNDİR (Sadece 23KB) ] Not: Sıkıştırılmış klasörden çıkartmadan çalışmıyor |
|
|
Saturday, 16 August 2008 |
|
'Yazılımcıklar' olarak nitelediğim basit projelerimden biri olan Öğrenci Otomasyonu'nu biraz geliştirip daha kullanışlı bir hale getirdim. İşte yeni özellikler: - Renkli arayüz
- Öğrenci verilerini txt uzantılı dosyada saklayabilme
- Txt dosyasından hazır öğrenci listesi yükleyebilme
- Not ortalamasına göre sıralama, basit istatistikler
Yeni sürümde de bulunan eski özellikler: - Final ve vize puanına göre sıralama
- En yüksek final ve vize notlarını alan öğrencileri görüntüleme
- Geçme-kalma durumu, geçen ve kalan öğrenci sayıları
[ İNDİR (Sadece 23KB) ] Not: Sıkıştırılmış klasörden çıkartmadan çalışmıyor |
|
|
Friday, 15 August 2008 |
|
Yaz okuluna kalıp kalmama konusunda baya tereddüt etmiştim ama şimdi iyiki de kalmışım diyorum. Güzel bir şekilde bitti yaz okulu. Hem MATH220 (Differantial Equations) ve CSE200 (Programming Workshop) deslerini üstten alıp ikisini de AA ile verdim, hem de şile gibi güzel bir yerde tatilimi yaptım. Seneye yine kalırım belki üstten ders almak için :) |
|
|
Sunday, 29 June 2008 |
|
C programlama dili ile pratik yapma amaçlı yazdığım basit yazılımcıklar. Yenilikçi ve kompleks bir yapıya sahip değiller baştan söyleyeyim, sonra "bunu nenem de yazar", "bunu yazmak da iş mi" gibi tepkiler vermeyin :)  Pakettekiler: - Zar tutmaya, şans oyunlarında hileye son: Zar At v1.2
- Çarpım tablosunu hiç sevmemiştim bari yeni nesil severek öğrensin: Çarpım Tablosu Oyunu v1.2
- Öğrenci Otomasyon v1.5 (Güncellendi - Paketten çıkarıldı -> v1.6 )
- Birleşik faiz uygulanan kredilerinizde vade ve taksit mitarı hesabı için: Borç-Kredi Otomasyonu v1.0
- Matrislerde çarpma, toplama ve çıkarma yapan yazılımcık: Matris İşlem v1.1 (Performans optimizasyonu yapıldı)
[ İNDİR (Sadece 60KB) ] |
|
|
Rapidshare'in Kedilerine Veda |
|
Sunday, 06 July 2008 |
|
Rapidshare'in güvenlik doğrulaması adına yaptığı kedili köpekli garip harflere veda ettik. Bunu kaldırdıktan sonra doğrulama için biçimsiz bir şeklin integral ile hacminin hesaplanıp alttaki kutucuğa yazılmasının istenmesini bekliyordum, neyse ki beni yanılttılar ve bu uygulamayı kaldırıp ücretsiz indirme hızını kısıtlamak gibi daha mantıklı bir uygulamaya geçtiler. Sizi çok özleyeceğiz şirin kedicikler... |
|
|
Sunday, 29 June 2008 |
|
Dünya ilginç bir yer. Sürekli yeni canlılar doğuyor, birçok canlının yaşamı sona eriyor, ama yeryüzünde canlılık sürekliliğini koruyor. Monera alemindeki canlılardan insanlara kadar bütün canlılar nesillerini devam ettirme çabası içindeler. Canlı olup olmadığı tartışılan virüsler bile nesillerini devam ettirmek için çabalıyorlar. Gelişmiş bir beyne, kompleks bir sinir sistemine ve hatta sinir düğümlerine bile sahip olmayan bu canlıların ne gibi bir yaşam felsefesi olabilir… Canlılar yaşamlarını ve nesillerini devam ettirmek için başka canlıları yok ediyorlar. Virüsler bakterileri, aslanlar ceylanları… İnsanları yiyen bir canlı ilk bakışta yok gibi görünüyor. Açlık, hastalıklar gibi etkenler bir yana insanlar birbirlerini yiyorlar. Diğer canlılar kendi türünü devam ettirmeye çalışırken insanlar yalnızca kendi ırkını, kendi menfaatlerini devam ettirmenin peşindeler. İnsanlar, doğduklarında kendini içinde buldukları ırkın üstün olması için savaşıyorlar. Irk nedir ki; yakın coğrafya içinde yaşayan insanların benzer kalıtsal şifrelere sahip olması… Ne yazık ki birçok millet ırkını üstün tutmayı vatan sevgisi sanıyor. Vatan sevgisi, millet sevgisidir. Millet sevgisi ise insan sevgisidir. Tüm dünya bu insan sevgisine sahip olsaydı eminim hiç savaş olmazdı. Savaş insanlardaki hayvansal bir içgüdü olmalı… Gelişmiş bir sinir sistemimiz ve beynimiz olmasına rağmen bu içgüdümüzü bir türlü yenemiyoruz. Aslında tek ihtiyacımız olan empati ve insan sevgisi… Saldırmanın, başkasının hakkını gasp etmenin kötü olduğunu insanlar da devletler de bilir. Hiçbir ülkede ‘saldırı sanayii’, ‘saldırı güçleri’, ‘saldırı bakanlığı’ v.s. gibi birimler yoktur. O halde saldıran kim?! Herkes savunma yapıyor, huzur ortamı sağlamaya çalışıyorsa kim saldırıyor peki?! 23 Nisanda, dünyanın dört bir yanından çocuklar bir araya gelip dünya barışını temsil ediyorlar. Zaten barış deyince aklımıza öncelikli olarak çocuklar gelir. İnsan öldürenlerin annelerinin karnından büyük doğduğu, hiçbir zaman çocuk olmadığı gibi bir izlenim vardır. Nedir o masum çocukları şiddete sevk eden, büyüdüklerinde onları bir katil yapabilen… Neyse konu aldı başını gidiyor; canlıların çeşitliği, besin zinciri ile başladık konu nereye geldi. Devam edecek olursak televizyonda şiddet ve başarısızlık psikolojisi gibi birçok öğe konuya dahil olacak. Son olarak, dünya insan olsun, dünya kardeş olsun diyorum… Furkan Işıkakdoğan |
|
|